“Çözüm için gerekli birikime de, ekibe de sahibiz.”
Başkan adayı Ülkü Ekren Kuzguncuktaydı
Kuzguncuk,
Ceride- i Mülkiye – Kamil KASACI
http://cerideimulkiye.com/?p=21452
11 Mart Pazar günü Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şubesi’nin Kuzguncuk’taki lokali geçtiğimiz günlerde adaylığını açıklayan Yeniden Mülkiye ve Siyasal Mülkiye gruplarının desteklediği Ülkü Ekren’e ev sahipliği yaptı.
Toplantıyı İstanbul Şube Başkanı Müfit Erkarakaş “Seçim sürecinde aday olan arkadaşlarımızla yaptığımız İstanbul buluşmalarının ikincisini gerçekleştiriyoruz.Sanıyorum, aday toplantıları içinde en kalabalık olan toplantı oldu” diyerek açtı.
Başkan adayı Ülkü EKREN konuşmasına Nakkaştepe konusundaki bir soruya cevap vererek başladı.
“ İstanbul’un hassasiyetini biliyorum.Nakkaştepe projesi uzun yıllardır askıda..biz de kenarından köşesinden takip ediyoruz. Kendi öz kaynaklarımızla bitirme imkanımız olmadığına gore, dış kaynakla bitirme zorunluluğu içinde olduğumuz bir proje., Eğer başkan olursam, bu projenin önünün açılması için ne gerekiyorsa yapacağım. İstanbul Mülkiyeliler Birliği’nin bu konuda çok ciddi çalışmalar içinde olduğunu biliyorum. Ciddi bir emek harcamışlar. Belki ufak tefek konularda önerilerimiz olabilir…Önemli olan sorunu çözmek.İstanbul’un bu sorununu çözmek Ankara’nın bazı sorunların çözümüne de yardımcı olabilir “
Ankara’nın en değerli yerinde, İncek’te, 83 dönümlük bir arsayı, kaç yıldır projelendirilemediği için kaybetmek üzere olduğumuzu belirten Ülkü Ekren Nakkaştepe’yi mutlaka çözmek zorundayız diyerek sözlerine şöyle devam etti :
“ Kendi öz kaynağımızla çözme imkanımız yok, o zaman çözüm arayacağız.. Gayet basit bir denklem. Bu işi sorun çözmeye niyetli olarak başlamak lazım “ “Arkadaşlarımızdan Kemal Bey, tapuda müfettiştir, İncek’i kaybetme ihtimalimizin ortaya çıkması üzerine yeniden arayışlara başladılar, 45 dönümlük bir yer buldular, diğer yerin kaybedilme ihtimali çok yüksek, bari burayı kaçırmayalım, çünkü elde edilebilirlik ihtimali var diyerek yönetime gittiler. Eğer orayı elde edebilirsek İstanbul’daki arkadaşların çözüm yöntemine benzer yöntemlerle değerlendireceğiz.”
Ülkü Ekren bu düğüm nasıl çözülecek sorusune da şu cevabı verdi :
“Düğümün kilitlendiği nokta Kazan A.Ş. Seçimle gelmiş yönetimin tıkandığı bir nokta var. Burada birkaç parametre var. Sevilay hn ve Ali Çolak ve onların arkadaşları Kazan A.Ş.’dekiler. “Davaları geri çekebiliriz “ sözünü önemli bir taahhüt olarak görmek istiyoruz. Yani “biz dedik ama onlar çekmedi” ifadesini kabul etmiyoruz. Geçtiğimiz günlerde şirket Genel Kurulu’nun toplantıya çağrılması ile ilgili dava MB lehine çözümlendi. Bunun üzerine Şirket yönetimi 8 Nisan’da şirket genel kurulunu toplama kararı aldılar, Şirket Genel Kurulu toplandığında Şirketin % 99’una sahip olan Vakif şirket müdürlerini değiştirecek ve bu sorun yine çözülecektir.
Mülkiye kamuoyunun, duyarlı Mülkiyelilerin, siz arkadaşlarımızın oluşturacağı kamuoyunun hepsinden daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Ama Nakkaştepe’yi, ama Şirketteki sorunu ve diğer sorunları çözecek Mülkiye kamuoyunu oluşturan sizlersiniz.
Bizim ortaya çıokma nedenimiz MB’nin içine girdiği durumdur. Bir sorumluluk alma gereği doğdu.Bunun içinden çıkılması için gerekli birikime de, ekibe de sahibiz.
Biz gelirsek, bu 33 davanın dışındaki bir ekip olarak, bir güven unsuru olarak davaların geri çekilmesinde önemli bir rol oynayacağımızı düşünüyoruz. Düğüm ya mahkeme kararıyla, ya Genel Kurulu’nun baskısıyla çözülecektir.”
Binalar ile ilgili üçüncü sorunun cevabı da şöyle oldu :
“Koruma Kurulu iki binayı da korumaya almış durumda. Projelerinizin Koruma Kurulu tarafından onaylanması gerekiyor. ..Biz eski otel olan binanın öz kaynaklarımızla restore edilebileceğini düşünüyoruz.. Kafamızdaki düşünce o binanın konferansların ve toplantıların olabileceği, öğrencilerin ve öğretim üyelerinin gelebileceği, idari binaların ve hobi kulüplerin olduğu Mülkiye Kültür Merkezi olarak topyekun düzenlenmesi”
“Ana binadaki restorasyon biraz daha pahalı ve daha uzun vadeli olacak. Orada da yaşam alanlarının çoğaltılması gerektiğini düşünüyoruz. Biz mevcut işletmelerin verimli işletilmediğini düşünüyoruz. O işletmenin verimli çalıştırıldığı takdirde, ana binanın restorasyonu için de gerekli kaynak sağlanabilir düşüncesindeyiz. “
Ülkü Ekren Mülkiyeliler Birliği’nin uzun zamandır esas işlevinden uzaklaştığını belirterek şunları aktardı :
“ MB’nin demokratik kitle örgütü olma özelliği, epey uzun zamandır, sadece son yönetim zamanında değil, ondan evvelki dönemde de ikinci plana itildi. Bir önceki dönem seçilen yönetim de, binaları yıkıp yıkmama üzerine yoğunlaştırdıkları bir enerji ortaya koydular. Aşağı yukarı dört beş yıldır MB, bina tartışmaları, şirket davaları ve bunun üzerinden yürütülen tartışmalarla enerjisini yitirmiş durumda. Ülkemizin içinde olduğu koşullar MB ni daha diri olmak zorunda bırakıyor. Maalesef biz o dirilikte değiliz. Enerjimizi başka tartışmalarda yoğunlaştırıyoruz.
Mülkiyeliler Birliğinin kendisine yakışmayan bir durumu var. Biz bunu değiştireceğiz. Sadece kendi enerjimizle değil, diğer demokratik kitle örgütleri ile birlikte biz bu tabloyu tersine çevireceğiz.. MB yeniden düşünce üreten , düşünce üretilmesine katkıda bulunan bir yer haline getirilecektir. “
Ayrıca Mülkiye Dergisi, burs politikası ve okul konusundaki düşünceleri ve önerileri de şöyle oldu :
“Mülkiye dergisinde okunacak bir makale bulamıyorum. Ülke sorunları bir yerde, dergi bir yerde.Bu mutlaka değiştirilecek. Mülkiye Dergisi İktisat Fakültesi dergisi gibi okunur hale getirilecek.
Burs politikasına gelince, burs verilen çocuklar, belki o bursu aldıktan sonra MB’ne bile üye olmuyorlar. Okulu bitiriyorlar , ne oluyor bilinmiyor. Burs politikaları ile etkileşimi geliştiremez isek, eğitim kalitesi ve öğrencilerin okula duyarlulığı konusundaki sorunları çözemeyiz. Ana hedef, okula başarı ile giren öğrencileri biraz daha öne çıkarmak olmalı.”
“ ODTÜ , Boğaziçi gibi üniversiteler değişimi çabuk yakaldı, Ankara Üniversitesi ise ise bu değişimi yakalayamadı, belki de bütçesi kısıtlandı ve yaptırılmadı. Vakıf üniversiteleri kaliteli hocaları çekiyor, SBF’de kaliteli hocaların Vakıf üniversiteleri tarafından çekilmesi sonucu oluşan boşluğun giderilmesi gerekli. Bu konuya gerekli önemi vereceğiz.
Okul ile ilişkileri geliştirerek, fakülte yönetimi ile bir yığın panel, konferans ve toplantıyı birlikte yapmayı düşünüyoruz.
Ayrıca, Mülkiye Spor Kulübü, okuldaki diğer kulüpler ve derneklere dönük çalışmalarımız da olacak, bu konuda da ciddi bir uğraş içinde olacağız. “
Mülkiye yayınevini mutlaka kuracağız. Bu sayede hocalarımıza kitaplarını, doktora çalışlmalarını çok ucuza mal edebilecekleri bir imkan oluşturabiliriz.. Mülkiye camiasında birçok yayınevi var, onların da destek veririz sözlerini aldık.
Bir gençlik komisyonu kuracağız. Okulu kazanan öğrencilerin yurt ve barınma sorunlarını çözebilecek bir şekilde bu sorunu temel alacağız ve seçim bildirgemizde de açıklayacağız. “
Ülkü Ekren kendi Yönetim Ekibi ile ilgili soruya karşı oldukça hazırlıklıydı :
“Bizim ekibimiz, benim arkadaşlarım var,Yeniden Mülkiye, Siyasal Mülkiye grupları var, bağımsız arkadaş grupları var.Bizim şu anda bir Yürütme Kurulumuz var, onlardan bahsedeyim, Hulki Yakupoğlu, Prof. Dr, Mustafa Durmuş , Süleyman Gökdemir, Hasan Tıltak, Haki Tercanlı. Böyle bir Yürütme Kurulumuz var.Ayrıca geri planda aşağı yukarı 30 civarında arkadaş da çeşitli projelerde çalışıyor. Ekrem arkadaşımız da komite gibi çalışıyor.Kendi başına da düşünce üreten bir durumda. Bizim çalışma tarzımız geçmişten de gelen bir alışkanlıkla kollektif olacak. Bizim göreve geldiğimizde, Yönetim Kurulu dışında çeşitli komisyonlarda aşağı yukarı 60-70 kişi aktif çalışır pozisyonda olacak.Yönetim,Denetim, Onur ve Danışma Kurulları dışında sürekli hareket halinde olan bir arkadaş grubu yaratmayı düşünüyoruz.
Henüz yönetim anlamında bir tespitimiz olmadı. Şöyle güzel bir şey var, bu arkadaşların hiçbirinden ,gruptan ya da başka bir yerden ben yönetimde olmalıyım, şunu da yönetimine al, ya da şu olsun diye bir laf duymadım, işitmedim, Bundan da inanın çok keyif aldım, kendilerine teşekkür ediyorum.Çok özverili çalışıyorlar, araştırıyorlar. Bu da kollektif çalışmanın ne kadar güzel olduğunun iyibir göstergesi.”
Ülkü Ekren, kendisini destekleyen gruplar ve diğer arkadaşları ile birlikte işi ciddiye alarak Ankara’dan oldukça kalabalık bir kadro ile gelmişlerdi ve son derece uyumlu ve hazırlıklı bir görüntü veriyorlardı. Bu anlamda Ülkü Ekren konuşmasını yaparken bir başkan adayı değil, sanki bir başkan gibi konuşuyordu..
İstanbul, Bursa, İzmir ve diğer Ankara dışındaki şehirlerde üye olanların Genel Kurul’da Ankara’ya gitme zorluklarının demokratik katılımı yeterli düzeyde sağlayamadığı ve bununla ilgili çözüm isteyen sorular toplantının bir başka önemli konusu idi.
Ülkü Ekren bu eleştirileri doğru bulduğunu belirtti ve bu sorunu çözmek amacıyla arkadaşları ile birlikte Dernekler Kanunu çerçevesinde delege usulü ile ya da başka bir yöntemle, Ankara dışındaki üyelerin de temsilini sağlayabilecek en uygun yöntemle ilgili bir çalışma yaptıklarını ve bu konuda mevcut yönetim ve diğer gruplarla görüşerek, en uygun yöntemi bularak tüzük değişikliği konusunda önerge vereceklerini söyledi.
Toplantıda ilginç konuşmalardan biri de Yücel DEMİRER’den geldi. Kendisi kalabalık aday listesi ve adayın olmasının çok önemli olmadığını, çünkü bunların bir bölümünün ikincil ya da doğurmuş listeler olduğunu belirtti ve “beşli aday listesi içinde sahiden taze bir başlangıç hissini veren tek aday olan Ülkü Bey’e oyunu vereceğini açıkladı.
Yücel DEMİRER’in bir başka önerisi de yönetimde genç yüzlere ve yeterince kadın arkadaşımıza yer verilmesi oldu. Ayrıca içinde bulunduğumuz duruma bir çözüm olarak da “sahiden çıldırmış, sahiden birbirinin gözünü oyan söylemin sonunu getirecek, ceza mekanizmaları ile değil de insanların akli temelde doğru yolu bulduğu, cezalandırarak değil belki utandırarak yola getirildiği bir Onur Kurulu’nun bir akli insanlar mekanizması şeklinde oluşturulmasını önemsiyorum.” diyerek ilginç bir öneride bulundu.
Siyasal Mülkiye grubu adına söz alan Hasan Tıltak geçen seçimde Ali Çolak yedek listesinde yer alan ve o listeye oy veren biri olarak kendi durumlarını şöyle anlattı :
“Yaşanan şeyler bize gösterdi ki, bazı konular kangren haline geldi. Olaya müdahele etmek lazım, dışardan seyretmekle olmuyor,nasıl çözülür derken, bir grup oluşturduk, . Temel hareket noktamız şuydu : MB’nin temel konusu binalar , ya da işletmenin nasıl yürütüleceği olmamalı, ülkenin gündemi ile ilgili düşünce üretmek olmalı. Bunu yapabilmek için de öncelikle mevcut kavgalı ortamın sona erdirilmesi gerekiyor. Onun için barış ortamının sağlanması, MB’nin asli fonksiyonlarına dönmesi düşüncesiyle bu seçimle ilgilenmeye başladık ve gelinen süreçte Ülkü Bey’le birlikte hareket etmek kararı aldık. Her iki ekipten de arkadaşlarınız var, her iki ekipten kim kazanırsa kazansın bu kavganın bitmeyeceğine inanıyoruz. Eğer bu iki ekipten herhangi biri kazanırsa, bir şekilde mahkemeler ya da şikayetler yoluyla bu sorun devam edecek. Biz bu nedenle üçüncü bir gruba ihtiyaç olduğunu düşündük. Bu grubun eğer başarabilirsek, bir taraftan bu ilişkileri restore ederken, davaları geri çekmek gibi, diğer taraftan, yapılacak projelere yönelik çalışmalar yapması gerektiğini düşünüyoruz..Biz önümüzdeki iki yıllık dönemin aslında bir restorasyon dönemi olacağını düşünüyoruz..Bu ikili yapının sona erdirilip asli fonksiyonlara dönülmesi, bir takım projeleri gerçekleştirmek için insanların oy verirken kavganın tarafı olmadan oy verebilecekleri bir ortamın sağlanması , biz bunu istiyoruz. Ülkü Ekren’in başkanlığındaki listenin bunu başarabileceğine inanıyoruz. Beş adayın olması kafaları karıştırabilir ama durum aslında öyle değil.
Biz makul olanı bulmaya çalışıyoruz. Uslubun da çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Başlangıçtan beri hiç kimseyle tartışma, atışma düzeyinde bir diyaloga girmedik.,Dünya MB’nden ibaret değil. Bizim dışımızda da bir dünya var ve onlar bizden çok farklılar. Birbirimize ihtiyacımız var. Onun için de kavgaya son vermemiz lazım. Biz her ne olursa olsun barış uslubunu bozmayacağız. “
Toplantı, katılımcıların Mülkiyeliler Birliği’ne başkan olması beklenen bir adaydan yapmasını bekledikleri önerilerin sunulması ve değerlendirilmesi ile son buldu.
Mülkiyeliler Birliği Genel Kurul seçimleri yaklaştıkça resim daha da netleşmeye başladı. Ülkü Ekren’in adaylığı mevcut durumdan hoşnut olmayan ve bu kavga ortamının son bulmasını isteyen önemli bir Mülkiyeli topluluğu için yeni bir umut ve heyecan getirecek gibi gözüküyor.
Geçen seçimlerde “binalar” konusu seçimi kimin kazanacağının mihrak noktasını oluşturmuştu. Bu seçimde ise karşılıklı açılmış 30′un üzerindeki davayı sona erdirerek, bu kavga ortamına son verebilecek ve Mülkiyeliler Birliğini tekrar asli işlevine geri getirebilecek liste kazanmaya en yakın liste olacağa benziyor.
Ülkü Ekren, İstanbul’un misafir ettiği ikinci aday oldu. Katılım ve katılanların coşkusu oldukça yüksekti. Göz ucuyla saydığımda katılanların sayısı 70′e yakın bir sayıyı buluyordu. Toplantı sonrası Kuzguncuk’ta yemeğe kalanlar arasındaki sohbetler çoğunluğun toplantıdan beklediğini aldığını ve konuşmalardan tatmin olduğunu gösteriyordu.
18 Mart’ta Kuzguncuk daha önce Ali Çolak’ın listesinde başkan yardımcısı olarak yer almış olan ve bu seçimde Önce Mülkiye grubunun adayı olan Erdal Eren’i konuk edecek. Biz Ceride-i Mülkiye olarak yine orada olacak ve sorularımızı soracağız.
Gelişmeleri izlemeye ve sizlere aktarmaya devam edeceğiz.
http://cerideimulkiye.com/?p=21452
http://cerideimulkiye.com/?p=21452
11 Mart Pazar günü Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şubesi’nin Kuzguncuk’taki lokali geçtiğimiz günlerde adaylığını açıklayan Yeniden Mülkiye ve Siyasal Mülkiye gruplarının desteklediği Ülkü Ekren’e ev sahipliği yaptı.
Toplantıyı İstanbul Şube Başkanı Müfit Erkarakaş “Seçim sürecinde aday olan arkadaşlarımızla yaptığımız İstanbul buluşmalarının ikincisini gerçekleştiriyoruz.Sanıyorum, aday toplantıları içinde en kalabalık olan toplantı oldu” diyerek açtı.
Başkan adayı Ülkü EKREN konuşmasına Nakkaştepe konusundaki bir soruya cevap vererek başladı.
“ İstanbul’un hassasiyetini biliyorum.Nakkaştepe projesi uzun yıllardır askıda..biz de kenarından köşesinden takip ediyoruz. Kendi öz kaynaklarımızla bitirme imkanımız olmadığına gore, dış kaynakla bitirme zorunluluğu içinde olduğumuz bir proje., Eğer başkan olursam, bu projenin önünün açılması için ne gerekiyorsa yapacağım. İstanbul Mülkiyeliler Birliği’nin bu konuda çok ciddi çalışmalar içinde olduğunu biliyorum. Ciddi bir emek harcamışlar. Belki ufak tefek konularda önerilerimiz olabilir…Önemli olan sorunu çözmek.İstanbul’un bu sorununu çözmek Ankara’nın bazı sorunların çözümüne de yardımcı olabilir “
Ankara’nın en değerli yerinde, İncek’te, 83 dönümlük bir arsayı, kaç yıldır projelendirilemediği için kaybetmek üzere olduğumuzu belirten Ülkü Ekren Nakkaştepe’yi mutlaka çözmek zorundayız diyerek sözlerine şöyle devam etti :
“ Kendi öz kaynağımızla çözme imkanımız yok, o zaman çözüm arayacağız.. Gayet basit bir denklem. Bu işi sorun çözmeye niyetli olarak başlamak lazım “ “Arkadaşlarımızdan Kemal Bey, tapuda müfettiştir, İncek’i kaybetme ihtimalimizin ortaya çıkması üzerine yeniden arayışlara başladılar, 45 dönümlük bir yer buldular, diğer yerin kaybedilme ihtimali çok yüksek, bari burayı kaçırmayalım, çünkü elde edilebilirlik ihtimali var diyerek yönetime gittiler. Eğer orayı elde edebilirsek İstanbul’daki arkadaşların çözüm yöntemine benzer yöntemlerle değerlendireceğiz.”
Ülkü Ekren bu düğüm nasıl çözülecek sorusune da şu cevabı verdi :
“Düğümün kilitlendiği nokta Kazan A.Ş. Seçimle gelmiş yönetimin tıkandığı bir nokta var. Burada birkaç parametre var. Sevilay hn ve Ali Çolak ve onların arkadaşları Kazan A.Ş.’dekiler. “Davaları geri çekebiliriz “ sözünü önemli bir taahhüt olarak görmek istiyoruz. Yani “biz dedik ama onlar çekmedi” ifadesini kabul etmiyoruz. Geçtiğimiz günlerde şirket Genel Kurulu’nun toplantıya çağrılması ile ilgili dava MB lehine çözümlendi. Bunun üzerine Şirket yönetimi 8 Nisan’da şirket genel kurulunu toplama kararı aldılar, Şirket Genel Kurulu toplandığında Şirketin % 99’una sahip olan Vakif şirket müdürlerini değiştirecek ve bu sorun yine çözülecektir.
Mülkiye kamuoyunun, duyarlı Mülkiyelilerin, siz arkadaşlarımızın oluşturacağı kamuoyunun hepsinden daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Ama Nakkaştepe’yi, ama Şirketteki sorunu ve diğer sorunları çözecek Mülkiye kamuoyunu oluşturan sizlersiniz.
Bizim ortaya çıokma nedenimiz MB’nin içine girdiği durumdur. Bir sorumluluk alma gereği doğdu.Bunun içinden çıkılması için gerekli birikime de, ekibe de sahibiz.
Biz gelirsek, bu 33 davanın dışındaki bir ekip olarak, bir güven unsuru olarak davaların geri çekilmesinde önemli bir rol oynayacağımızı düşünüyoruz. Düğüm ya mahkeme kararıyla, ya Genel Kurulu’nun baskısıyla çözülecektir.”
Binalar ile ilgili üçüncü sorunun cevabı da şöyle oldu :
“Koruma Kurulu iki binayı da korumaya almış durumda. Projelerinizin Koruma Kurulu tarafından onaylanması gerekiyor. ..Biz eski otel olan binanın öz kaynaklarımızla restore edilebileceğini düşünüyoruz.. Kafamızdaki düşünce o binanın konferansların ve toplantıların olabileceği, öğrencilerin ve öğretim üyelerinin gelebileceği, idari binaların ve hobi kulüplerin olduğu Mülkiye Kültür Merkezi olarak topyekun düzenlenmesi”
“Ana binadaki restorasyon biraz daha pahalı ve daha uzun vadeli olacak. Orada da yaşam alanlarının çoğaltılması gerektiğini düşünüyoruz. Biz mevcut işletmelerin verimli işletilmediğini düşünüyoruz. O işletmenin verimli çalıştırıldığı takdirde, ana binanın restorasyonu için de gerekli kaynak sağlanabilir düşüncesindeyiz. “
Ülkü Ekren Mülkiyeliler Birliği’nin uzun zamandır esas işlevinden uzaklaştığını belirterek şunları aktardı :
“ MB’nin demokratik kitle örgütü olma özelliği, epey uzun zamandır, sadece son yönetim zamanında değil, ondan evvelki dönemde de ikinci plana itildi. Bir önceki dönem seçilen yönetim de, binaları yıkıp yıkmama üzerine yoğunlaştırdıkları bir enerji ortaya koydular. Aşağı yukarı dört beş yıldır MB, bina tartışmaları, şirket davaları ve bunun üzerinden yürütülen tartışmalarla enerjisini yitirmiş durumda. Ülkemizin içinde olduğu koşullar MB ni daha diri olmak zorunda bırakıyor. Maalesef biz o dirilikte değiliz. Enerjimizi başka tartışmalarda yoğunlaştırıyoruz.
Mülkiyeliler Birliğinin kendisine yakışmayan bir durumu var. Biz bunu değiştireceğiz. Sadece kendi enerjimizle değil, diğer demokratik kitle örgütleri ile birlikte biz bu tabloyu tersine çevireceğiz.. MB yeniden düşünce üreten , düşünce üretilmesine katkıda bulunan bir yer haline getirilecektir. “
Ayrıca Mülkiye Dergisi, burs politikası ve okul konusundaki düşünceleri ve önerileri de şöyle oldu :
“Mülkiye dergisinde okunacak bir makale bulamıyorum. Ülke sorunları bir yerde, dergi bir yerde.Bu mutlaka değiştirilecek. Mülkiye Dergisi İktisat Fakültesi dergisi gibi okunur hale getirilecek.
Burs politikasına gelince, burs verilen çocuklar, belki o bursu aldıktan sonra MB’ne bile üye olmuyorlar. Okulu bitiriyorlar , ne oluyor bilinmiyor. Burs politikaları ile etkileşimi geliştiremez isek, eğitim kalitesi ve öğrencilerin okula duyarlulığı konusundaki sorunları çözemeyiz. Ana hedef, okula başarı ile giren öğrencileri biraz daha öne çıkarmak olmalı.”
“ ODTÜ , Boğaziçi gibi üniversiteler değişimi çabuk yakaldı, Ankara Üniversitesi ise ise bu değişimi yakalayamadı, belki de bütçesi kısıtlandı ve yaptırılmadı. Vakıf üniversiteleri kaliteli hocaları çekiyor, SBF’de kaliteli hocaların Vakıf üniversiteleri tarafından çekilmesi sonucu oluşan boşluğun giderilmesi gerekli. Bu konuya gerekli önemi vereceğiz.
Okul ile ilişkileri geliştirerek, fakülte yönetimi ile bir yığın panel, konferans ve toplantıyı birlikte yapmayı düşünüyoruz.
Ayrıca, Mülkiye Spor Kulübü, okuldaki diğer kulüpler ve derneklere dönük çalışmalarımız da olacak, bu konuda da ciddi bir uğraş içinde olacağız. “
Mülkiye yayınevini mutlaka kuracağız. Bu sayede hocalarımıza kitaplarını, doktora çalışlmalarını çok ucuza mal edebilecekleri bir imkan oluşturabiliriz.. Mülkiye camiasında birçok yayınevi var, onların da destek veririz sözlerini aldık.
Bir gençlik komisyonu kuracağız. Okulu kazanan öğrencilerin yurt ve barınma sorunlarını çözebilecek bir şekilde bu sorunu temel alacağız ve seçim bildirgemizde de açıklayacağız. “
Ülkü Ekren kendi Yönetim Ekibi ile ilgili soruya karşı oldukça hazırlıklıydı :
“Bizim ekibimiz, benim arkadaşlarım var,Yeniden Mülkiye, Siyasal Mülkiye grupları var, bağımsız arkadaş grupları var.Bizim şu anda bir Yürütme Kurulumuz var, onlardan bahsedeyim, Hulki Yakupoğlu, Prof. Dr, Mustafa Durmuş , Süleyman Gökdemir, Hasan Tıltak, Haki Tercanlı. Böyle bir Yürütme Kurulumuz var.Ayrıca geri planda aşağı yukarı 30 civarında arkadaş da çeşitli projelerde çalışıyor. Ekrem arkadaşımız da komite gibi çalışıyor.Kendi başına da düşünce üreten bir durumda. Bizim çalışma tarzımız geçmişten de gelen bir alışkanlıkla kollektif olacak. Bizim göreve geldiğimizde, Yönetim Kurulu dışında çeşitli komisyonlarda aşağı yukarı 60-70 kişi aktif çalışır pozisyonda olacak.Yönetim,Denetim, Onur ve Danışma Kurulları dışında sürekli hareket halinde olan bir arkadaş grubu yaratmayı düşünüyoruz.
Henüz yönetim anlamında bir tespitimiz olmadı. Şöyle güzel bir şey var, bu arkadaşların hiçbirinden ,gruptan ya da başka bir yerden ben yönetimde olmalıyım, şunu da yönetimine al, ya da şu olsun diye bir laf duymadım, işitmedim, Bundan da inanın çok keyif aldım, kendilerine teşekkür ediyorum.Çok özverili çalışıyorlar, araştırıyorlar. Bu da kollektif çalışmanın ne kadar güzel olduğunun iyibir göstergesi.”
Ülkü Ekren, kendisini destekleyen gruplar ve diğer arkadaşları ile birlikte işi ciddiye alarak Ankara’dan oldukça kalabalık bir kadro ile gelmişlerdi ve son derece uyumlu ve hazırlıklı bir görüntü veriyorlardı. Bu anlamda Ülkü Ekren konuşmasını yaparken bir başkan adayı değil, sanki bir başkan gibi konuşuyordu..
İstanbul, Bursa, İzmir ve diğer Ankara dışındaki şehirlerde üye olanların Genel Kurul’da Ankara’ya gitme zorluklarının demokratik katılımı yeterli düzeyde sağlayamadığı ve bununla ilgili çözüm isteyen sorular toplantının bir başka önemli konusu idi.
Ülkü Ekren bu eleştirileri doğru bulduğunu belirtti ve bu sorunu çözmek amacıyla arkadaşları ile birlikte Dernekler Kanunu çerçevesinde delege usulü ile ya da başka bir yöntemle, Ankara dışındaki üyelerin de temsilini sağlayabilecek en uygun yöntemle ilgili bir çalışma yaptıklarını ve bu konuda mevcut yönetim ve diğer gruplarla görüşerek, en uygun yöntemi bularak tüzük değişikliği konusunda önerge vereceklerini söyledi.
Toplantıda ilginç konuşmalardan biri de Yücel DEMİRER’den geldi. Kendisi kalabalık aday listesi ve adayın olmasının çok önemli olmadığını, çünkü bunların bir bölümünün ikincil ya da doğurmuş listeler olduğunu belirtti ve “beşli aday listesi içinde sahiden taze bir başlangıç hissini veren tek aday olan Ülkü Bey’e oyunu vereceğini açıkladı.
Yücel DEMİRER’in bir başka önerisi de yönetimde genç yüzlere ve yeterince kadın arkadaşımıza yer verilmesi oldu. Ayrıca içinde bulunduğumuz duruma bir çözüm olarak da “sahiden çıldırmış, sahiden birbirinin gözünü oyan söylemin sonunu getirecek, ceza mekanizmaları ile değil de insanların akli temelde doğru yolu bulduğu, cezalandırarak değil belki utandırarak yola getirildiği bir Onur Kurulu’nun bir akli insanlar mekanizması şeklinde oluşturulmasını önemsiyorum.” diyerek ilginç bir öneride bulundu.
Siyasal Mülkiye grubu adına söz alan Hasan Tıltak geçen seçimde Ali Çolak yedek listesinde yer alan ve o listeye oy veren biri olarak kendi durumlarını şöyle anlattı :
“Yaşanan şeyler bize gösterdi ki, bazı konular kangren haline geldi. Olaya müdahele etmek lazım, dışardan seyretmekle olmuyor,nasıl çözülür derken, bir grup oluşturduk, . Temel hareket noktamız şuydu : MB’nin temel konusu binalar , ya da işletmenin nasıl yürütüleceği olmamalı, ülkenin gündemi ile ilgili düşünce üretmek olmalı. Bunu yapabilmek için de öncelikle mevcut kavgalı ortamın sona erdirilmesi gerekiyor. Onun için barış ortamının sağlanması, MB’nin asli fonksiyonlarına dönmesi düşüncesiyle bu seçimle ilgilenmeye başladık ve gelinen süreçte Ülkü Bey’le birlikte hareket etmek kararı aldık. Her iki ekipten de arkadaşlarınız var, her iki ekipten kim kazanırsa kazansın bu kavganın bitmeyeceğine inanıyoruz. Eğer bu iki ekipten herhangi biri kazanırsa, bir şekilde mahkemeler ya da şikayetler yoluyla bu sorun devam edecek. Biz bu nedenle üçüncü bir gruba ihtiyaç olduğunu düşündük. Bu grubun eğer başarabilirsek, bir taraftan bu ilişkileri restore ederken, davaları geri çekmek gibi, diğer taraftan, yapılacak projelere yönelik çalışmalar yapması gerektiğini düşünüyoruz..Biz önümüzdeki iki yıllık dönemin aslında bir restorasyon dönemi olacağını düşünüyoruz..Bu ikili yapının sona erdirilip asli fonksiyonlara dönülmesi, bir takım projeleri gerçekleştirmek için insanların oy verirken kavganın tarafı olmadan oy verebilecekleri bir ortamın sağlanması , biz bunu istiyoruz. Ülkü Ekren’in başkanlığındaki listenin bunu başarabileceğine inanıyoruz. Beş adayın olması kafaları karıştırabilir ama durum aslında öyle değil.
Biz makul olanı bulmaya çalışıyoruz. Uslubun da çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Başlangıçtan beri hiç kimseyle tartışma, atışma düzeyinde bir diyaloga girmedik.,Dünya MB’nden ibaret değil. Bizim dışımızda da bir dünya var ve onlar bizden çok farklılar. Birbirimize ihtiyacımız var. Onun için de kavgaya son vermemiz lazım. Biz her ne olursa olsun barış uslubunu bozmayacağız. “
Toplantı, katılımcıların Mülkiyeliler Birliği’ne başkan olması beklenen bir adaydan yapmasını bekledikleri önerilerin sunulması ve değerlendirilmesi ile son buldu.
Mülkiyeliler Birliği Genel Kurul seçimleri yaklaştıkça resim daha da netleşmeye başladı. Ülkü Ekren’in adaylığı mevcut durumdan hoşnut olmayan ve bu kavga ortamının son bulmasını isteyen önemli bir Mülkiyeli topluluğu için yeni bir umut ve heyecan getirecek gibi gözüküyor.
Geçen seçimlerde “binalar” konusu seçimi kimin kazanacağının mihrak noktasını oluşturmuştu. Bu seçimde ise karşılıklı açılmış 30′un üzerindeki davayı sona erdirerek, bu kavga ortamına son verebilecek ve Mülkiyeliler Birliğini tekrar asli işlevine geri getirebilecek liste kazanmaya en yakın liste olacağa benziyor.
Ülkü Ekren, İstanbul’un misafir ettiği ikinci aday oldu. Katılım ve katılanların coşkusu oldukça yüksekti. Göz ucuyla saydığımda katılanların sayısı 70′e yakın bir sayıyı buluyordu. Toplantı sonrası Kuzguncuk’ta yemeğe kalanlar arasındaki sohbetler çoğunluğun toplantıdan beklediğini aldığını ve konuşmalardan tatmin olduğunu gösteriyordu.
18 Mart’ta Kuzguncuk daha önce Ali Çolak’ın listesinde başkan yardımcısı olarak yer almış olan ve bu seçimde Önce Mülkiye grubunun adayı olan Erdal Eren’i konuk edecek. Biz Ceride-i Mülkiye olarak yine orada olacak ve sorularımızı soracağız.
Gelişmeleri izlemeye ve sizlere aktarmaya devam edeceğiz.
http://cerideimulkiye.com/?p=21452
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder